Kur’anı Kerim Ahlâkı
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 

Hasta Namazı

IletiÅŸim Paneli






Site İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün6
mod_vvisit_counterDün195
mod_vvisit_counterBu Hafta1709
mod_vvisit_counterBu Ay2536
mod_vvisit_counterToplam114241
 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
123
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
   
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
   
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 
Kur’anı Kerim Ahlâkı PDF Yazdır e-Posta

Bakara, İsrâ ve En'am sûrelerindeki bu âyet-i kerimeler, ahlâkî faziletlere teşvik ve bedene, mala, ırza, akla ve dîne zararı olan her türlü kötülüklerden meneden âyetlerin en büyüklerinden ve en kapsamlılarındandır. Hatta bu âyet-i kerimeleri rehber edinenler, hiç şüphe yok ki, dünyâ ve âhirette saadet ve selâmete erişeceklerdir. Nasıl ki, Allâh Teâlâ şu âyet-i kerîmede bunu va'd buyurmuşlardır:"Ey mü'minler! Allâh'dan korkarsanız O, size hayır ve şerri, faydalı ve zararlı şeyleri ayırt eden bir nur verir, kötülüklerinizi de örter, sizi de bağışlar.


Muhakkak ki, ALLAH Teâlâ büyük bir inayet sahibidir."(Enfal sûresi:29) Bu âyet-i kerime, takva ile olan emirlerin en şümullüsüdür. Çünkü mühim esasları bulunduran bir asıldır. Buradaki Furkan kelimesi, takvâ kelimesi gibi pek geniş ma'nâları ihtiva eden bir kelimedir. Âyet-i kerimenin manâsı şu demektir: "Ey mü'minler! Eğer siz, ALLAH Teâlâ'nın koymuş olduğu din ve şeriatın, kâinatta var olan ilahi kanunların gereğine göre sakınılması vâcib olan şeylerin hepsinde ALLAH Teâlâ'dan korunur ve takva üzerinde bulunursanız, nefsinize ve kendi cinsiniz olan insanlara zararı olan şeylerden sakınır, kemal mertebesine yükselmenize, dünya ve ahiret saadetine mani olan her türlü sebeplerden çekinir, küçük-büyük bütün günahlardan sakınır ve gücünüzün yettiği kadar ibadet ve taatla meşgul olursanız, bu takvanız ve bu korunmanız ile ALLAH Teâlâ sizde ilim ve hikmetten oluşan bir nur, bir meleke yaratır; siz o nurun aydınlığı ile hakkı batıldan, zararlı olanı faydalı olandan, nuru zulmetten ayırt edersiniz. Böylelikle dâima haktan ayrılmazsınız; ALLAH Teâlâ da yapmış olduğunuz kötülükleri siler, o nurun tesiriyle böyle kötülük yapmak sevdası gelemez, yaptıklarınızdan ötürü de ALLAH Teâlâ size azap etmeyip fazl u keremiyle onları örter." Demek oluyor ki, insan sahih ve sağlam bir itikatla dini ve ahlâkî vazifelerini devamlı bir surette yaptıkça rûhen yükselecek, ALLAH Teâlâ'nın inayeti ile onun kalbi parlayacak ve bu parlak kalb ki, vicdan dediğimiz işte asıl budur, mıknatısî bir ibre gibi ona dâima doğruyu gösterecek ve böylelikle bu insan haktan ayrılmayacaktır. İşte bu son âyet de bize bu yüksek hakikati göstermiş bulunuyor

Bu ve Kur'an-ı Kerîm'in diğer ayet-i kerimelerinden öğrendiğimize göre hakikî ve Kur'an-ı Kerim ahlâkı ile tam ahlâklanmış bir Müslümanın başlıca vasıfları şunlardır:

1- ALLAH Teâlâ'nın birliğine ve O'ndan başka ilah olmadığına, ALLAH Teâlâ'nın Meleklerine, Peygamberlerine, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin ALLAH Teâlâ'nın kulu ve Peygamberi olduğuna, peygamberlere kitap gönderildiğine, Âhiret gününe, öldükten sonra tekrar dirilmeye, hayır ve şerrin ALLAH Teâlâ'nın yaratması ile olduğuna şüphesiz surette inanır, kalbi ile tasdik ve dili ile de bunları ikrar eder.

2- ALLAH Teâlâ'nın emrettiği ve Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin gösterdiği şekilde namazını kılar, orucunu tutar, malının zekâtını verir, bundan başka olarak yetimlere, yoksullara, muhtaçlara, hısım ve akrabalarına, yolda kalmışlara mal ile seve seve yardımda bulunur.

3- Mühim ve tehlikeli vaziyetlerde asla sarsılmaz, gevşeklik göstermez. ALLAH Teâlâ'ya tevekkül eder.

4- Felâketleri metanetle karşılar, bunları muvaffakiyetle atlatabilmek için bütün kudretini sarf eder ve nihayet çaresizliğe karşı sabır ve tahammül gösterir. ALLAH Teâlâ'dan ümidini kesmez.

5- Ana ve babaya itaat eder, onların kalplerini kıracak en ufak sözlerde ve işlerde bulunmaz.

6- Sözünde durur, ahdinde sadık kalır.

7- Her ne suretle olursa olsun emanete hıyanet etmez,

8- Üzerine aldığı her türlü vazifelerini en iyi bir surette yapmaya çalışır.

9- Üstünü, başını, oturup yattığı yeri, kabını-kacağını kirden-pastan, kafasını kötü fikirlerden, kalbini fena huylardan, dilini çirkin ve kaba sözlerden temizler. Cismen ve rûhen temizliğiyle herkese örnek olmaya çalışır.

10- ALLAH Teâlâ'nın ve Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin emirlerine itaat eder ve ahlâkî vazifelerini eksiksiz olarak yapar.

11- İnsanlar arasında fitne-fesat çıkarmaz, insanları birbirine düşürecek sözlerden ve işlerden sakınır.

12- Kimsenin ayıplarını, gizli hallerini araştırmaz ve ortaya dökmez.

13- Kumarcı, içkici, düzenci, oyuncu, atlatıcı, dalkavuk ve hilekâr değildir.

14- Bilmediği bir şey hakkında hüküm vermez.

15- Başkalarına karşı kibirlenmez, büyüklük satmaz.

16- Kötülüğün, hayâsızlığın her türlüsünden, gizlisinden ve açığından, büyüğünden, küçüğünden sakınır. Halkın iyiliğine çalışır.

17- Özü sözüne, içi dışına uygun ve dosdoğru olur.

18- Her nerede olursa olsun, hatta kendi aleyhinde bile olsa, hak ve adaletten ayrılmaz.

19- Düşmanlarına karşı da adaleti, insafı bırakmaz, onların düşmanlıkları dolayısıyla adaleti çiğnemez.

20- Yalan söylemez, yalan yere yemin etmez, yalan şahitliği yapmaz. Haksızlığa karşı nefret duyar.

21- Alçak ve süfli arzulara uyarak doğru yoldan sapmaz, kötülerle düşüp kalkmaz.

22- İsraftan ve cimrilikten sakınır.

23- Ne eliyle, ne diliyle hiçbir kimseyi incitmez.

24- Komşularını çok sayar ve onları hiçbir suretle gücendirmez.

25- Varlık zamanında da, darlık zamanında da başkalarına elinden geldiği kadar yardımda bulunur.

26- Öfkelerini yenerek kusur ve kabahatleri affeder, intikam sevdasına düşmez.

27- Bir kötülük işlemek ister veya bir haksızlık yapacak olursa, hemen ALLAH Teâlâ'yı hatırlayarak O'ndan af ve mağfiret diler, yaptığına pişman olur.

28- Her iyi işe arka çıkar, maddî ve manevî yardımda bulunur, insanlara iyiliği tavsiye eder, fenalığa ve zulme asla yardımcı olmaz, kötüleri korumaz ve herkesi kötülükten çevirmeğe çalışır.

29- Dargınları barıştırmak için çalışmayı vazife bilir, kin gütmez, kimseye haset etmez, umuma faydalı bir insan olmağa özenir.

30- Başka milletlerin nasıl yükseldiklerini, nasıl gerilediklerini ve nasıl düştüklerini, ahlâkî düşkünlüğün doğuracağı elim akıbetleri tetkik ederek onlardan ibret alır ve bu suretle başkalarının düştükleri hatalara düşmemeye çalışır.

31- Kim söylerse söylesin, hakkı kabul eder, ilim ve hüneri, hikmet ve hakikati nerede bulursa alır ve bunda taassup göstermez.

32- Müslüman tembel değildir. Dünyâ için hiç ölmeyecekmiş gibi çalışır, yarın ölecekmiş gibi de âhirete hazırlanır; her iki vazifesini eksiksiz yapar.

33- ALLAH Teâlâ'nın yolunda, millet ve memleket uğrunda elinden gelen fedakârlıktan, yerine göre canını feda etmekten çekinmez.

34- Yapacağı bir işin önünü sonunu düşünmeden hatırına gelir gelmez hemen yapmaya kalkışmaz, ibâdetinde acele ederek eksik bırakmaz, hayırlı işlerde geriye kalmayıp dâima ileri koşar.

35- Müslümanların derdini kendisine derd edinir ve onların iyiliğine çalışır. Hastalarını arayıp sorar, sıkıntılarını gidermeye özenir, cenazelerine gider, kendisinden büyük olanları, hele ihtiyarları sayar, küçüklere acır ve her canlıya karşı şefkatli olur, azamet ve kibir göstermez.

36- Müminleri ve bütün insanları kardeş bilir ve başkalarının hayatlarını, haklarını kendisininki gibi muhterem tutar.

37- Kimse ile alay etmez. Başkalarına kötü bir lâkab takmaz. Dilini gıybetten, iftira etmekten, yalan söylemekten ve her türlü kaba ve çirkin sözlerden muhafaza eder.

38- Herkesle hoş geçinir, dargınları barıştırmaya çalışır; üç günden fazla dargın durmaz.

39- Sevdiğini ALLAH Teâlâ için yâni bir karşılık beklemeyerek sever, sevmediğini de ALLAH Teâlâ için sevmez.

40- İşlerinde tereddütlü ve evhamlı olmaz, bir işin meydana gelmesi için zaruri olan her türlü sebeplerine yapıştıktan sonra ALLAH Teâlâ'ya tevekkül eder.

41- ALLAH Teâlâ ve Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sevgisini her şeyden üstün tutar. ALLAH Teâlâ sevgisi ve ALLAH Teâlâ korkusu onun bütün vücûdunu kaplar.

42- Her ne suretle olursa olsun, şüpheli şeylerden sakınır.

43- Bir Müslüman için en büyük gaye hakikî bir Müslüman olmaya çalışmak, Müslümanlığın tayin ye telkin eylediği faziletleri yaşamak ve yaşatmak ve bu suretle bütün insanlara örnek olmaktır.

Tevfîk yani başarı ALLAH Teâlâ'dandır. ALLAH Teâlâ'nın tevfikini kazanmak için de Kur'an-ı Kerim ahlâkına, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Sünnetine, İslâm ilkelerine, neyin iyi olduğunu ve neyin kötü olduğunu bildiren şer'i ahkâma tâbi olmak gerekir.

Ya Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize uyarak ahlâklı ve faziletli olacağız yahut zillet ve rezalet içinde sürünmeye devam edeceğiz. Seçim bize aittir.

Kur'an-ı Kerim'de Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin yüksek bir ahlâka sahip bulunduğu ve O'nun insanlar için güzel bir örnek ve model olduğu beyan ediliyor. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Şüphesiz sen, yüce bir ahlâk üzeresin."1

"Ândolsun ki ALLAH Teâlâ'nın Resûlünde, sizin için, ALLAH'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve ALLAH'ı çokça zikredenler için güzel bir numune vardır."2

Âyet-i kerimede, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, ALLAH Teâlâ'nın rızasını kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazilet numunesi olduğu anlatılmaktadır. Bugün İslâm dünyası başta olmak üzere insanlık âlemi dehşetli krizler içindedir. Bunlardan kurtulmanın tek çaresi ALLAH Teâlâ'ya itaat etmek, O'nun emir ve yasaklarını hayata uygulamaktır. ALLAH Teâlâ'ya itaat etmek, Son Peygamber Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize itaat ile olur.

Said b. HiÅŸam diyor ki: Hz. AiÅŸe (R.Anha)ya:

- Ey Mü'minlerin annesi! Bana, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin ahlâkını anlat! dedim. Hz. Aişe (R.Anha):

- Sen, Kur'an-ı Kerim okuyorsun değil mi? dedi.

- Evet okuyorum! dedim.

- İşte Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ahlâkı, Kur'an-ı Kerim idi, dedi.

Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz yaşayan bir Kur'an-ı Kerîm idi. İslâm'ın nasıl yaşanacağını gösteren canlı bir örnekti. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin hayatı canlı bir Kur'an'dır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, davranışları ve üstün kişiliği ile en güzel örnektir. Esasen Kur'an-ı Kerim tek örnek kişi kabul etmektedir ki, o da Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizdir. Kur'an-ı Kerim'de anlatılan bütün ahlâkî değerlerin hepsi O'nda vardı.

Bugünkü İslâm dünyası Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize gereği gibi uymakta mıdır? Bu soruya evet cevabını vermek mümkün değildir. Çünkü Müslümanlar O'na gereği gibi uymuş, dinini ve Sünnetini hakkıyla anlamış ve hayata tatbik etmiş olsalardı şu perişan, zelil, feci durumda bulunmazlardı.

İslâm Dini; ahlâka pek büyük bir kıymet, bir ehemmiyet vermiştir. Zaten İslâm Dini; bir ahlâk, bir fazilet, bir hikmet dinidir. Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

"Ben ancak güzel ahlâkı, ahlâkî faziletleri tamamlamak için gönderildim"3 buyurmuştur.

İslâm dininde insanların manevî kıymetleri, sahip oldukları ahlâk ile ölçülüdür. Ebû Hüreyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

"Mü'minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâkça en güzel olanıdır."4 buyurmuştur.

İnsan, kendisini batıl inançlardan temizlemeye çalışmalı, ahlâkını da düzeltmeye gayret göstermelidir. Kimi insanlar derler ki: Ahlâk denilen ruhi melekeler, yaratılıştan gelmektedir; bunları değiştirmek mümkün değildir. Fakat bu fikir doğru değildir. Ahlâk; ister yaratılıştan gelsin ve ister kimilerin dediği gibi insandaki gelişimin neticesi veya kabiliyetinin bir eseri olsun herhalde düzeltilmesi mümkündür.

Bilindiği üzere, bir meyve çekirdeğinin büyük bir kabiliyeti vardır. Bu çekirdek, nice ağaç ve meyve verme gücüne sahiptir. Bu çekirdek yetiştirildiği takdirde nice ağaçlar elde edilir, o ağaçlar yeşil yapraklar, rengârenk çiçeklerle bezenir ve çeşit çeşit meyveler verir. İşte insanda da tohum halinde ahlâk kabiliyeti vardır. İnsan çalışır, nefisle mücadelede bulunursa kendisindeki bu kabiliyet açığa çıkar, güzel ahlâklar meydana gelir ve kötü ahlâklar yok olup gider veya pasif halde kalıp aktif hale geçmez.

1- Kalem sûresi:4

2- Ahzab sûresi:21

3- Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 15/252 No:21379;

Malik, Muvatta, Husnul-Huluk:8, No:1723, 2/404;

4- Tirmizî, Radâ:11, No:1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet:16, No:4682

Düşünmelidir ki, bir takım vahşi hayvanlar bile terbiyenin tesiriyle adeta tabiatlarını değiştiriyorlar ve evcil hayvanlar arasına giriyorlar. Bir takım yabani bitkiler dahi terbiye sayesinde başka bir renk ve canlılık ile bahçelerimizi süslüyorlar.

Yine bazı adi taş parçaları da kapkara bir halde iken yapılan işlemler sayesinde parlıyor. Birer pırlanta ve elmas olarak gözlerimizi kamaştırıyor. Öyleyse en seçkin varlık olan insanın ahlâkı niçin düzelmeye müsait olmasın?

İnsanların ahlâkı değişebilir. Çirkin huyları güzel huylara değiştirmeye "tehzibi ahlâk" denir. Bu değiştirme, mümkündür. Mümkün olmasaydı, Nebiyyi Zişan Efendimiz: "Ahlâkınızı güzelleştiriniz." diye emretmezdi.

Nefisleriyle mücadele eden bir nice zatların ne güzel huylar kazandıkları daima görülmektedir. Riyazet, terbiye; hayvanlara, otlara, çiçeklere, hatta taşlara tesir edip dururken insanlara tesir etmez mi?. "Huy canın altındadır, can çıkmadıkça huy çıkmaz" sözü her yönüyle doğru değildir. Gerçi bazı huyları değiştirmek güçtür. Fakat imkansız değildir. Tedavi sayesinde bazı hastalıklar, tesirsiz bir hale geldiği gibi, terbiye ve mücadele sayesinde de bazı huylar, hiç olmazsa tesirini gösteremez bir hale gelir, güzel huyların karşısında siner, kalır.

Ebu Zer (R.A.) der ki: Resûlullah (S.A.V.) efendimiz bana şöyle buyurdu:

"Nerede ve nasıl olursan ol, ALLAH Teâlâ'dan kork, takva sahibi ol! İşlediğin kötülüğün, haramın hemen arkasından iyilik yap, tevbe-istiğfar et ki, o kötülüğü yok etsin, silip süpürsün! İnsanlarla da güzel geçin, insanlara iyi ahlâkla muamele et." 5

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin özlü sözlerinden biri olan bu hadis-i şerifte üç önemli hususa tenbih ve ikaz buyrulmaktadır.

1- Her yerde ve her halde takva üzere olmak. ALLAH Teâlâ'nın azabından korkup, bütün emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmak suretiyle kişi, ancak muttaki olabilir.

2- İşlenen haramların ardından hemen tevbe-istiğfar etmek, iyilik yapmak.

Takva, günah işlemeye, günah işlemek takva sahibi olmaya engel olmadığı için, insanlık gereği işlenecek günahların peşinden iyilik yapmak, o hata ve günahın sonuçlarını ve hatta bizzat günahın kendisini ortadan kaldırmak gerekmektedir.

3- İnsanlarla güzel geçinmek: İnsanlara güzel ahlâkla muamele çok farklı şekillerde olabilir, yerine göre tatlı dil, güler yüz, müsamaha, bağışlama, kusurlarını görmeme, hatasını yüzüne vurmama, ayıbını teşhir etmeme, eza ve cefasına katlanma, iltifat, hediye vs. Bunu yapabilen, hem dünyada hem ahirette mükafaatını görecektir. Dünyada felah, başarı, sıhhat, takdir ve sevgi, ahirette Cenâb-ı Hakk'ın mağfiretine mazhariyetle necat ve kurtuluş.

Güzel inanç ve güzel ahlâktan mahrum olmak ne büyük bir felakettir! Beşeriyetin saadeti, güzel inanç ve güzel ahlâkla ayakta durur. Beşeriyetin felaketi de güzel inanç ve güzel ahlâktan mahrum olmanın kaçınılmaz bir neticesidir.

Evet olgun bir Müslüman başkalarının mallarına, canlarına ve namuslarına tecavüz edemez. Herkesin emniyet ve huzur içerisinde yaşamasını ister. Halbuki ALLAH Teâlâ'yı inkâr eden birisi, kendi nefsinin isteklerine uyar, bu sebeple de her türlü kötülüğü mübah görür, insanların malına, canına ve mukaddesatına el uzatmaktan geri kalmaz, kendi alçak duygularını tatmin etmek için her türlü ahlâksızlığı meşrulaştırır. Çevrenin saadet ve selametini düşünmez. Onun yegane gayesi kendisinin hayvanca yaşamıdır.

Böyle bir kimse, dinden ve ahlâktan mahrum olduğu için bütün insanları da kendisi gibi bu mukaddesattan mahrum görmek ister. Bu alçak, hedefi uğrunda insanlık aleminde bir arsızlık devri başlayana, namus ve fazilet kalkana ve de mukaddesattan eser kalmayana dek didinip durur.

Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi
Kaynak: İtibar-Haber

 
 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 

Sık Kullanılanlar

Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleAna sayfam yapBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderBu sayfayı yazdırPDF olarak kaydet

Medine FM (7/24)

Medine FM (Istek)

iSLam Script v1.o

Download (indir)

Dini Forum

Günün Resmi

dini.jpg

Islami Sohbet

.

Anketler

Sitemizin yeni tasarımını nasıl buldunuz?
 

Etiketler

Kimler Sitede

Åžu anda 3 konuk Ã§evrimiçi
 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
123

islami sohbet islami chat sofi sohbet dini muhabbet dini chat menzil sohbet nur muhabbet dini sohbet nur sohbet islami sohbet siteleri dini sohbet siteleri menzil sohbetleri